10 Mart 2010 Çarşamba

rocky merdivenleri tırmanır, ben ise lahana ve karnıbahar yerim!

Bu öğlen ofiste ne yemek yapılacağını öğrenince sevinçten uçtum.. zaten öğleden sonra ofisi uçuracağım :) Karnıbahar ve lahana ayrı ayrı etkili silahlar olduğu gibi, birleşince etkisi bir 10 kat artıyor.  Şimdi düşündüm de acaba totomuzdan çıkanlar ozon tabakasını etkiliyor mu?  Burada kendi zevkimiz için dünyaya zarar da vermek istemeyiz.  Ama insan kendini bazı zevklerden mahrum bırakmamalı diye de düşünüyorum.  Bu haber şimdi "teaser" gibi oldu, hikayenin devamı akşamüstü geliyor :)

9 Mart 2010 Salı

tuvalet duası


Yoğun istek üzerine, A.Ş'ye ithafen..

TUVALET DUASI

Tuvalet kağıdı bitmesin,
Işıklar da gitmesin.

Kabızlık olmasın,
Kapı zili hiç çalmasın.

Bolcana dergi olsun,
İçerisi ferah koksun.

Soğuk klozet kapağı olmasın,
Altımdan canavar falan çıkmasın.

Mümkünse güzel bir kız tuvaleti olsun,
Mumlar, güzel sabunlar, çiçekler olsun.

Davetsiz, sürpriz misafir olmasın,
Sinirlerimiz bozulmasın, yukardan kimse bakmasın.

Burası bir nevi cennet,
Rahat  olmasına minnet.

8 Mart 2010 Pazartesi

Tuvaletteki karanlık!!!!

Siz tuvalette mutlu mutlu takılırken, hiç elektrikler gitti mi veya ampul patladi mi? Veya bir hıyarın teki elektrikleri kapadı mı?

En savunmasız halinizdeyken böyle birden karanlık içerisinde kendinizi buluyorsunuz - biraz şaşkın, biraz sinirli, biraz da tırsmış.  Öfffffffff ama harbi öffffff.

Elinde dergi, hiç bir şeyi görmüyorsun, içinden bir ses "yarrrdddiiiiiiiiiiiimmmm" demek istiyor ama bu halinle de haykırmak, yardım istemek olmuyor.  Çaresiz mi çaresiz.

Sonra mucizevi bir şekilde elektrikler geliyor, veya ışığı kapayan arkadaş ay pardon diyip ışığı açıyor... Aman da nasıl seviniyoruz, derin bir "ohhhhhhhhh" çekiyoruz, belki "Allah'ım sana bir şükür" diyoruz.

İnsan ne enteresan - bir kaç saniye karanlık ve akabininde gelen ışık ne kadar da hızlı üzerimizde değişik haller yaratıyor. Bakın bir tuvalet muhabbeti nasıl da derin olabiliyor :)

Ofiste bunları tartışırken yan komşum SY, komik bir hikayesini anlatıyor.  Babanesinin evinde tuvalete gidiyor.  Huzurlu bir şekilde yapacağını yaparken, birden ışıklar gidiyor.  Sessizlik.  Sonra yavaşça kapı açılıyor.  Büyük gözlüklü babaannesi beliriyor.  SY "babaanne burada ne yapıyorsun" diyor.. Babaannesi'de cevap veriyor "esas sen burada karanlıkta ne yapıyorsun oğlum?" :)))) 

Allah hepimizi tuvaletteki karanlıktan ve daha da fenası onunla beraber gelebilecek sürpriz misafirlerden korusun diyorum.  Hayırlı tuvaletler efenim.

4 Mart 2010 Perşembe

yoga dersinde de bir başka güzel oluyor :)

yoga dersindeyim.  hiç yoga yaptınız mı bilmiyorum ama bir çok hareket organları masajlıyor, gövdenin orta bölgesini sıkıştırıyor ve gaza iyi gelen pozlar bile var (yani çıkarmaya yönelik, tutmaya değil :))

derste bir seri hareketi tamamladıktan ve organlara bolcana hareket getirdikten sonra - öne eğilme, twist ve denge kombinasyonlu bir poza girdik.  zor bir poz.  bayağı zor ayakta dengede duruyorum, düştüm düşeceğim, anlımda tıp diye bir damla ter yere düşüyor, yani durum iyi değil anlayacağınız.  sanki birisi hafifçe dokunsa, bir gıdım rüzgar esse pat diye yana devrileceğim hissindeyken, alt tarafa doğru bir hareketlenme hissetmeye başladım.  tabii kendisini hemen tanıdım, yapma ne olur, şimdi bunun sırası mı?  hep severim keratayı ama yani hiç yeri zamanı değil!!!  tutmaya çalıştım ama tutulacak gibi değil, şampanya patlatır gibi kendisi kaşla göz arasında (arkadaki arkadaştan bahsetmiyorum ama bahsedebilirim) kontrol edilemeyen hareket serisiyle böyle döne döne puff diye çıktı. yarı şok yarı dengeyi koruyabilme çabaları içerisinde ne yapacağımı şaşırdım, o hava parçası beni yerli yerimden sarsttı.  şimdi pat diye yan tarafa düşsem, hikaye çok güzel son bulacaktı ama neyse başardık dengeyi korumaya.

sonra da bir merak saldı, acaba kokacak mı, çünkü bilmiyorsun nasıl olacağını.. öne eğildiğim için de kokuyu almak benim için zor, ama arkadaki arkadaş için de bir o kadar kolay.  tabii hiç çaktırmıyorum, o kadar çok insan var ki ve iç içeyiz resmen, eğer renk vermezsem kimse benden olduğunu anlamayacak diye düşünürken, o koku, o şahane koku geldi, beni bile buldu.  wooooowwwww, bu kadar güçlü olacağını da beklemiyordum. "deadly"

kardeşim ben nappiiimm yani dersin başında hoca zaten oranız rahat, buranız rahat, anus rahat diye diye işte rahatladık, suç benim mi şimdi siz söyleyin :P

1 Mart 2010 Pazartesi

ilk osuruk

nasıl böyle yoldan çıktığımı düşünürken, çocukluğumda en yakın arkadaşımla beraber söylediğimiz şarkı aklıma geldi.. psikologlar boş yere demiyor "ne bok oluyorsa, hepsi çocukken oluyor" diye.. ilk post'umu bu şarkının sözlerini paylaşarak başlamak istedim:

"fart is a wonderful creature,
it lives in the valley of bumm,
it goes round and round in your knickers,
and comes out with a musical humm"

yani şair diyor ki:

"osuruk harika bir yaratıktır,
popo vadisinde yaşar,
donunun içinde döner dolaşır,
sonra musiki bir şekilde çıkar"

vatana millete hayırlı olsun :)